KEŞFET

PAR’YA

18 Nisan 2018 — yazar Nejla Kübra Coşgun

main

KEŞFET

PAR’YA

18 Nisan 2018 — yazar Nejla Kübra Coşgun

Kendime itiraf etmekten kaçtığım, başarmak için çabalarken üstesinden gelemediğim şeyler aniden kapıda belirebiliyor bazen. Yüzleşmek ise alternatifler listeme dahil olamayacak kadar uzak bana her defasında. Daha da acıtacağını  bildiğimden yaklaşmam asla. Hiç bilmediğim bir sokakta, hiç tanımadığım insanlarla acıma tuz basacak şarkıların eşliğinde antin kuntin şeylere kafa yorarken bulurum kendimi genelde böyle durumlarda. Acayip zevk verir bu bana. İşte tam bu modlardayken kaçışımıza eşlik edecek bir gruptan bahsetmek, burada bulunma sebebim. Kendileri Par’ya. Ankara menşeili deneysel rock grubu. Kemerler takıldıysa, o halde dalmaya başlayabiliriz.

Yerli alternatif müziği gözden geçirdiğimizde özellikle son zamanlarda çok da of of!  tepkisi verip heyecanlanamıyoruz, ne yazık ki. Birbirini tekrarlayanların çoğalmasından kaynaklı olsa gerek. Ancak üzülmeye gerek yok deyip Par’ya ile yeşillenelim istiyorum az biraz. 2017 Mart ayında Olduğum Gibi EP’siyle tanıdığımız grup, kadro değişikliği ile karşımızda. Vokal ve gitarda Batu, bass’ta Canberk, davulda da Faik var bu defa. Nisan ayının ortasından 4 şarkılık EP’leri ile selam veriyorlar bize. Henüz dinlemek için bir adım atmadıysanız kapak fotoğrafını inceleyerek başlamanızı tavsiye ediyorum. İçerik hakkında ipuçları yakalamanız mümkün. Grup üyelerinin iç dünyasını sınırlı dahi de olsa buradan hissedebiliyorsunuz. Ardından parçalar birer birer çalmaya başlıyor kulağınızda ve  “Kayboluş” ile büyükler ligine doğru bi’ adım attıklarını net olarak görebiliyorsunuz.  Yerli alternatifle kıyaslama yapacak olursak katbekat yaratıcı ve özgün sounduyla çıkıyor karşımıza Par’ya. Kaçışların, kayboluşların, eşiklerin, biraz da özlemin kısa bir özeti olarak karşılıyor bizi bu EP. Dönüp duran sesler topyekûn bir hikayenin peşini kovalama peşinde hissiyatı veriyor dinleyiciye.

Albüm genel olarak hüzünlü bir tema barındırsa da “Tam anlamıyla karamsarlığa sürüklediği söylenemez” diye bir düşünceye giriyorum.  Çöl’de ki sözlerin derinliğine, harikulade bass performansına, vokal melodilerinin akışına karşı koymak oldukça zor. Ruhunuzda açılan o boşluk hislerine birebir geliyor sözler Mayıs’ta. Kayboluşu dinlerken özellikle ilk kısmı için söyleyebilirim ki; uzun zamandır bu kadar güçlü bir sound’a rastlamadığımı hissediyorum. Evrenin büyüklüğüne kıyasla çok küçük olan bir gezegende kaybolmak, her şeyden kaçmak hissiyatı veriyor dinleyiciye. EP’nin son parlayanı ise, hiç şüphesiz Kaleydoskoplar. Kalbinizde yumuşacık bir his bırakırken su gibi akıp kulaklarınızın pasını siliyor. Ritimleriyle arkada bir yerlerde size eşlik etmesini isteyeceğiniz türden bir tat bırakıyor kulaklarınızda. Paul McCartney’e en sevdiği Elvis şarkısı sorulduğunda, ‘Hangisini söylesem diğerlerine haksızlık olur’ cevabını veriyor. Kayboluş da öyle. Zira içerikteki her bir parça hissel tempoyu daima bir üst cepheye taşıdığından herhangi bir “bu daha favorim!’ ayrımına gidemiyorum.

Parçaların her birinin yıllanmış şarap tadı konumuna geleceğini düşünüyorum. En kısa zaman da playlist’inize ekleyip, bir yerlerde kaybolurken sindirerek dinlemeniz de tavsiyelerim arasında. Unutmadan, Par’ya‘nın 29 Nisan’da Ankara IF’te konseri var. Eğer oralardaysanız mutlaka dalıp canlı canlı tadına varın. Hep birlikte güzel Kayboluş‘lara.

                                                                                   INSTAGRAM : PAR’YA